Uzun bir süre sonra tekrar merhaba.. Beni yeniden yazmaya mecbur bırakan konu hiç bitmek bilmeyen "evlilik" bekleyişi.. Bu seneyi de hamdolsun 5 (rakamla beş) düğünle kapadım.. Beşine de gelin değil davetli olarak katılım gösterdim.. Aldığım "darısı başına" larla hala evlenmemem, bilim dünyasında bir sakallı bebek olayı kadar şaşkınlıkla karşılanıyor.. Aile eşrafı şokta.. Piyasalar alt üst.. Dolar neden tavan yaptı sanıyorsunuz ?!?! Hepsinin sebebi benim bekarlığım.. Geçen gün bir tanıdığım, "ay kızcağız da evde kalmış neyse ki evlendi" dedi.. O kızcağız 30 yaşındaymış.. Benden iki yaş küçük yani.. Ama işte otuzu geçmiş ya, geçmiş olsun.. Benim hayatta büyük evliliğimi engelleyecek bir kariyer hedefim olmadı.. Evden pijamalarımla dünyanın bir ucuyla yazışıp işlerimi halledebiliyorum.. Çocukları çok severim ama bence en güzel çocuk arkadaşının çocuğudur.. Çünkü bir çocuğum olursa, biliyorum ki manyak korumacı ve panik bir anne olacağım.. Şimdilik kedilerimle idare ediyorum.. Etrafımda evli, çocuklu ve benim gibi "darısı başına" mağduru bir sürü arkadaşım var.. Bakıyorum da, bir evlenen pişman, bir de evlenmeyen.. Biraz anneanne, dede kafasındayım.. Evlenirsem "ya benimsin, ya toprağın" mantığıyla boşanma olaylarına son derece karşıyım.. O yüzden testi kırılmadan dayağımı atıyorum.. Evlenme programlarındaki gibi market rafından çikolata seçer gibi eş seçmek çok doğal, ama 32 yaşında olup evlenmemek, bir hayli garip.. İnsanların yuva kurmasını dilemek, tabiki de hoş bir şey.. Lakin bırakınız efendim isteyen istediği gibi yaşasın.. Her evlenmeyen evde kalmış değildir, hovardalık peşinde koşmak için bekar kalmıyordur.. Evlilik bir zorunluluk değil, tercihtir.. Ömrünün sonuna kadar beraber olacağı, bir arkadaş gibi eğlenip aynı zamanda yanında olan, aile gibi kollayan, zor günlerde onu bırakmayacak birini bulamamış olabilir.. O yüzden belli bir yaşa gelip evlenmemiş kimseleere hüzünlü gözlerle bakmayın, onlar hayatlarından gayet mutlu olabilir.. Hiç bunu düşündünüz mü?? İsyan yazıma sevdiğim bir Yiğit Özgür karikatürü ile son veriyorum, buseler..17 Kasım 2016 Perşembe
Sana Sevdanın Yolları Bana "Darısı Başına'"lar
Uzun bir süre sonra tekrar merhaba.. Beni yeniden yazmaya mecbur bırakan konu hiç bitmek bilmeyen "evlilik" bekleyişi.. Bu seneyi de hamdolsun 5 (rakamla beş) düğünle kapadım.. Beşine de gelin değil davetli olarak katılım gösterdim.. Aldığım "darısı başına" larla hala evlenmemem, bilim dünyasında bir sakallı bebek olayı kadar şaşkınlıkla karşılanıyor.. Aile eşrafı şokta.. Piyasalar alt üst.. Dolar neden tavan yaptı sanıyorsunuz ?!?! Hepsinin sebebi benim bekarlığım.. Geçen gün bir tanıdığım, "ay kızcağız da evde kalmış neyse ki evlendi" dedi.. O kızcağız 30 yaşındaymış.. Benden iki yaş küçük yani.. Ama işte otuzu geçmiş ya, geçmiş olsun.. Benim hayatta büyük evliliğimi engelleyecek bir kariyer hedefim olmadı.. Evden pijamalarımla dünyanın bir ucuyla yazışıp işlerimi halledebiliyorum.. Çocukları çok severim ama bence en güzel çocuk arkadaşının çocuğudur.. Çünkü bir çocuğum olursa, biliyorum ki manyak korumacı ve panik bir anne olacağım.. Şimdilik kedilerimle idare ediyorum.. Etrafımda evli, çocuklu ve benim gibi "darısı başına" mağduru bir sürü arkadaşım var.. Bakıyorum da, bir evlenen pişman, bir de evlenmeyen.. Biraz anneanne, dede kafasındayım.. Evlenirsem "ya benimsin, ya toprağın" mantığıyla boşanma olaylarına son derece karşıyım.. O yüzden testi kırılmadan dayağımı atıyorum.. Evlenme programlarındaki gibi market rafından çikolata seçer gibi eş seçmek çok doğal, ama 32 yaşında olup evlenmemek, bir hayli garip.. İnsanların yuva kurmasını dilemek, tabiki de hoş bir şey.. Lakin bırakınız efendim isteyen istediği gibi yaşasın.. Her evlenmeyen evde kalmış değildir, hovardalık peşinde koşmak için bekar kalmıyordur.. Evlilik bir zorunluluk değil, tercihtir.. Ömrünün sonuna kadar beraber olacağı, bir arkadaş gibi eğlenip aynı zamanda yanında olan, aile gibi kollayan, zor günlerde onu bırakmayacak birini bulamamış olabilir.. O yüzden belli bir yaşa gelip evlenmemiş kimseleere hüzünlü gözlerle bakmayın, onlar hayatlarından gayet mutlu olabilir.. Hiç bunu düşündünüz mü?? İsyan yazıma sevdiğim bir Yiğit Özgür karikatürü ile son veriyorum, buseler..
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder