27 Mayıs 2013 Pazartesi

Kayıp Aranıyor




Sadece sözlükte ya da bulmacalarda soldan sağa beş harfle karşımıza çıkan 'güven' nerelerdesin? Epeydir yoksun, özledik seni.. İnsan hayatı boyunca birilerine güvenmek, tutunmak istiyor.. Düşünmeden, şartlanmadan sadece güvenmek.. Genelde bunu yanlış kişilerde arıyor, bulamayınca da tabi ki hayatı suçluyoruz.. Peki hırsızın hiç mi suçu yok ?? Acaba durup kendimize baktığımızda “Ben bugüne kadar kimsenin güveninin sarsmadım” diyebilir miyiz? Ben kendi adıma diyemem.. Neyi, ne zaman, nasıl ve niçin yaptığıma çoğu zaman cevap bulamadığım zamanlar oluyor.. Başkalarının güvenini boşa çıkarmamak için belki elimden gelenin fazlasına yaparım ama kendim için bunu başaramadığım zamanlar çok.. Ondan sonra da yeni tanıdığım birine sıfırdan güvenmek korkutucu geliyor.. İnsan daha kendinden emin olamazken, bir başka canlıya nasıl koşulsuz güvenebilir?? Hayatta en büyük risk nedir sorusuna boş kağıt verip risk budur yazma klişesinden öte bence birine güvenmektir risk.. Korkarak da olsa ben bu riski almayı seviyorum ve kumarda da olduğu gibi burda da şansım yaver gitmiyor.. Pes ediyor muyum? Hayır.. Onun yerine her seferinde kime güvenmem gerektiğini daha iyi öğreniyorum.. Kendimden sonra ekseri olarak erkek cinsine güvenmem..Zaten  erkeklere olan güvenim küçükken Temel Reis'le yitip gitti.. "Nasıl yani" dediğinizi duyar gibiyim.. Hemen izah edeyim.. Temel Reis bir bölümde danaya yumruk atıyordu ve danacan salam, sucuk şeklinde ipe diziliyordu.. Bu sebeple ben de belli bir yaşa kadar (yaşı burda yazıp kendimi rencide edemem) salam, sucuk, sosis, peynir gibi bilumum şarküteri ürünlerinin hayvanların içinde hazır halde olduğuna ve kesilince içlerinden kalıp halinde çıktıklarına inandım.. Gerçeğin böyle olmadığını öğrendiğim gün erkeklere olan güvenim çayda eriyen şeker gibi yok olup gitti. Onun dışında başkasını aldatan ama başta kendi aldatan birine asla güvenmem.. Unutmayalım ki kişiler değişir ama olaylar aynıdır.. Bugün başkasının mutsuzluğuyla beni mutlu edenin, yarın mutsuz edeceği ilk kişi elbette ben olurum.. Hayatta çok şey yaşamamış birine güvenmem.. Yaşadıkları karşısında ufo gören masum köylü misali anında değişiklik gösterebilir.. Canından bezmiş birine asla güvenmem.. Hayatına heyecan katmak için düşünmeden her türlü hareketi yapmaya müsait bir zemine sahiptir.. Kaybetme korkusu olmayana güvenmem.. Elindekinin bile değerini bilmeyi öğrenememişken karşısındakini hiç çekinmeden harcayabilir.. Bunu yaparken de bir saniye bile düşünmez.. Beni de planladığı oyunlarına alet etmek isteyene güvenmem.. Bir sonraki oyunun kahramanı ben de olabilirim.. Çok konuşan insana güvenmem.. Boş vaatlerde bulunduğunu, icraata gelince sıfır olduğunu anlar, "Atma Ziya" derim..  Kime mi güvenirim? Aileme, ailem gibi senelerdir yanımda olan dostlarıma.. Bilirim ki onlar her şartta, karşılık beklemeden, gece gündüz demeden yanımdadırlar.. Birileri sizi mutsuz ediyorsa, güveninizi sarsıyorsa üzülmeyin.. Kısa vadede hayal kırıklığı yaşayabilirsiniz, yaptığınız hata için kendinizi suçlayabilirsiniz, bırakın o da sizin saflığınız olsun ama o hayatı boyunca güvenilmez biri olmanın dayanılmaz ağırlığıyla yaşayacaktır ve güngelirdevrandöner.com dan kaçışı olmayacaktır.. Eğer yaşamınızda güvenebileceğiniz en azından bir kaç kişi bile olsa onlarla hayatınıza devam edin.. Elbet hayat size, bu tezi çürütecek güveninizi hak eden birilerini yollayacaktır.. Şimdi izninizle gidip kendimi odama kapatıp bilumum, atarlı, giderli, ergen isyanlı şarkı dinleyeceğim, çünkü "Ben ona güvenmem, buna güvenmem"  diye koca koca laflar etsem de kendimizi kandırmayalım, iki güne kalmaz gider en olmadık insana güvenirim yine.. Buseler..