15 Ağustos 2019 Perşembe

Son Şişmanlık Neye Yarar

Uzun bir aradan sonra merhaba.. İnanılmaz bir şey oldu ve ben 100. kez diyete başladım.. Aslında bu 2. büyük kalkışmam.. İlkinde 25kg kaybım olmuştum, ama bir yengeç kişisi olarak kayıpları pek sevmediğimden bünyeme bu ağırlığı geri aldım.. Ya benimsin, ya tartının dedim.. İyi halt ettim.. Bu pazartesi diyetlerinden değil.. Beni tanıyanlar bilir, karar verdiğim zaman kesseniz beslenme programımın dışına çıkmam.. Amcam ameliyat olduğunda hastaneye enginarlarımı alıp gitmişliğim var.. Yine öyle bir döneme girdim.. Bu aydınlanma Nepal’de gelmedi elbette, 35 yaş eserekliğiyle uzun bir doktor maratonum oldu.. Zaten kilo alınca diş hekimine gitseniz “kilo verin” diyor.. “Ben sağlıklı ve düzenli besleneceğim, vaktim geldi” diyerek bir çarşamba öğlen kalkıştım bu işe.. Aslında bu bir iş değil, hayat boyu az yemeyi öğrenmem lazım.. Üstünüze afiyet yoyo vücut olmuşum.. Top gibi sekmiyorum ama kilo alıp veriyorum sürekli.. “Sibel Can sendromu” da diyebiliriz.. Dolayısıyla tok karnına bir kuzu yiyip kilo almayan minnoş arkadaşlarım gibi olamayacağım.. Ayağım hep frende olacak.. Arabanın ABS si varsa benim neden olmasın..
Şimdi size uzun ve çetrefilli yolumun ilk haftasını anlatacağım.. Özellikle bayramdan önce başladım, kendimi yoklamak için.. Eğer bayramda planım dışında bir gıda yahut içecek tüketseydim yeterince kararlı olmadığımı görecektim.. Yüzümü kara çıkarmadım ve bayramda ağzıma bir küp şeker bile muhteva eden bir besin maddesi girmedi.. 16 saat aç kalıyorum.. Açlık sıkıntı olmadı desem yalan olur.. Yemek saatlerim gelince iftar gibi “Okundu mu Allahım” diyerek tabağa yumulacak gibi oluyorum ki, sonra sakinleşiyorum.. Tabağımdakiler hemen bitince üzülüyorum çünkü.. Rakı masasındaki gibi aheste aheste yiyorum.. Yine de öğünüm bitince içimi bir hüzün kaplamıyor değil.. Bir sonraki öğüne kaç saat kaldığını hesaplıyorum ve “amaan ömürler geçiyor, 3 saat mi geçmeyecek” diyerek beklemeye geçiyorum.. Bir de denize girmek gibi düşünün, su soğuk ama girince alışıyor insan.. Pollyanna aklıma sağlık.. Tabi bayramın çoğunu evde geçirdim.. Düzenimi oturtmak için zamana ihtiyacım vardı.. Bunu da evde başardım.. Hane sakinleri benim açken yırtıcı bir hayvana dönüşeceğimi düşündüler ama yanıldılar.. Zira sağa sola salça olacak gücüm yoktu.. Eşin dostun kıymetini bilin.. Sizi bilmem ama ben benzin değil gazla çalışıyorum.. Kendi kararımı verene kadar herkese “haklısın” diyip burnumun dikine giderim, ama bir kez kararımı verdiğimde de motivasyonum ailem ve arkadaşlarımın desteği olur.. Instoşa iki tabak fotoğrafı koymam artistlik olsun diye değil, hem totik yoldaşlarıma güç vermek, hem de sevdiklerimden güç almak için yapıyorum bunu.. Şımarıklık olarak görmeyin ama sağlıklı beslenmek kolay bir iş değil.. Alışagelmiş düzeninizi yıkıp sıfırdan inşa etmek büyük sabır işi.. En sevdiğiniz, bağımlısı olduğunuz bir aktivite düşünün.. Şimdi ondan bir anda vazgeçtiğinizi hayal edin.. Kolay mı, değil.. Yani bu işi “gırtlağını tut” seviyesine indirgemeyin.. Alışkanlıklar yerleşik düzendir, yıkması da, yapması da zordur..  Ben çok yemem ama değişik bir tarzım vardır.. Zeytinyağlı sarmayı ekmek arası yapar yerdim.. Dondurmayı helva arası yapmadan yemezdim.. Pilava kaçak kat çıkmışlığım bile vardır.. Aslında çok yiyormuşum galiba, şimdi yazarken anladım.. Yani sık yemem ama yediğim zamanda hakkını veririm diyelim.. Hayatım boyu nicelik değil niteliğe önem vermişimdir zaten.. Bu huyumu gıda konusunda olumluya çevirmeye çalışıyorum..
“Neden diyet?” dediğinizi duyar gibiyim.. Efenim önemli olan elbette iç güzelliği.. Lakin, insanın kendisini sağlıklı ve zinde hissetmesi de iç güzellik kadar önemli.. Ayrıca sizi dışarıdan görenlerin gözünde X-ray cihazı yok.. İçinizi ilk seferde göremiyorlar.. Benim böyle bir kaygım yok, özgüvenim yerinde deseniz de, o işler öyle olmuyor maalesef hepimiz biliyoruz.. Gerçekten insanı şekli şemaliyle yargılamayan insanlar da var elbet.. Benim çevremdeki çoğu insan böyledir zaten.. Yine de zaman zaman hepimiz ön yargılı olabiliyoruz.. Örneğin bir dost meclisinde sağa sola “sana kimi ayarlasak” diye konuşulurken öncelik siz olmayabiliyorsunuz.. Allahtan “blind date” müessesine veda edeli çok oldu.. Olaylar kendiliğinden gelişsincilik bana göre.. O yüzden de 2. sınıf Holywood filmlerindeki gibi diğer yarımı bekliyorum.. Tabi bunun için öncelikle kütlemi azaltmam lazım ki, diğer yarıma yer açabileyim.. Zira kendim 3 oda 1 salonum.. Bu arada, etli butlu olmanın öyle güzel bir yanı var ki.. Sizi sevenin fiziğiniz için değil de sizi “siz” olduğunuz için sevdiğine %100 emin olabiliyorsunuz.. Krizi fırsata çevirmeyi severim..
Velhasıl kelam dostlar yolum uzun.. Zorlandığım anlar elbet oluyor, fakat hayatta hiçbir hedefe kolay ulaşılamıyor, biliyorum.. Hedefim tığ gibi olmak değil, şişman da olmak istemiyorum, karikatürdeki gibi Balıkesirli olsam kâfi.. Şişkoli dostlarıma tek tavsiyem yılmayalım, utanmayalım.. İnsanlar ne der, bu kaçıncı sefer, diye düşünmeyelim.. Bunu diyenler de butumuzu yesin..
Yazıma kendi mabadımdan uydurduğum bir atasözü ile son veriyorum.. Zayıfım diye sevinme, şişkoyum diye yerinme.. Allah sağlık versin, aman ağzımızın tadı kaçmasın Ali Rıza Bey.. Buseler..