17 Kasım 2019 Pazar
Beni Diyet Kuyularında Merdivensiz Bıraktın
Siz bu yazıyı okurken ben kahvaltımı, ara öğünüm olan sütlü kahvemi yahut akşam yemeğimi hüpletmeyi bekliyor olacağım.. Ömrüm bu aralar öğün beklemekle geçiyor.. Öğün dersek, öğünlere ayıp olur aslında.. Benimkiler naçizane öğüncükler.. Açlık iyi de çevresi kötü.. Ben hala deliyim, hala iştahlı.. Sabah kadim yoldaşım tartıyla hasbihal ettik, 18 kg vermişim, öyle dedi.. Şu aralar liseli flörtü gibi kendisiyle bir hayli inişli bazı bazı çıkışlı ilişkimiz var.. Ekseriyetle yüzümü güldürüyor, ama bazen heyecanını yitirmiş monoton bir aşık gibi yerinde sayıyor..Olsun, ziyanı yok, ben de çok dengeli bir aşık değilimdir zaten.. "Nasıl gidiyor diyet?" derseniz, hafiflemek gerçekten güzel. Kendimi şu kilomda bile (kusura bakmayın yakın çevrem dışındakilere kilomu söylemiyorum, kinda şüşko prensibi) Victoria's Secret mankeni gibi hissediyorum.. Bıraksalar, takarım melek kanatlarını, kurulurum Adriana bacımızın yanına, yılan gibi süzüle süzüle yürürüm podyumda.. Tutmayın küçük enişteyi salıverin gitsin.. Biraz vitaminsiz, demirsiz ve folik asitsiz kalmışım ama Allah başka dert vermesin.. Hafiflemek güzel de aşırı sağlıklı beslenmeyi şiddetle tavsiye etmiyorum.. Tutun gırtlağınızı, dengeli yiyin, kilo almayın da şu eziyeti çekmeyin.. Ebru Gündeş'in kel aşıklı klibindeki gibi "dinlemedim ahhh, ah bu kafam ahhh" diye diye kör diyetlerde merdivensiz kalırsınız sonra benim gibi.. İstediğinizi yiyin annem, az az yiyin, benim gibi aile boyu cips, baba boyu çikolata yiyip sonra bir gramını bile mumla arar hale gelmeyin.. Ben de android değilim elbet, benim de canım var, ben de insanım.. Evvelsi hafta minnoş bir buhran geçirdim, ağlaya ağlaya cici bebe kemirdim.. Sen dedim sen, Ceru usta, sen mi büyüksün, evet sen büyüksün, maşallahın var, yemiş yemiş tuvalete gitmemişsin, hala sızlanıyorsun.. Neyse yakıt ikmalimi yaptım, rotayı yeniden oluşturdum, tam gaz yola devam ettim ve bir sonraki hafta 2 küsur kilo ile sahalara döndüm.. Zira buraları çok boş bırakmaya gelmez.. Hayatında değişen bir şey oldu mu derseniz, henüz piyango çıkmış Mesudiyeli Mesut'un başına üşüşen akrabalar gibi beyler başıma toplanmadı ama birtakım kıpırtılar görüyorum ve diyorum ki: I see şüşkoyken değerimi bilemeyen ciğerci kedileri, şimdi terk edin derhal burayı!" Neticede bir Halk Ekmek kuyruğu beklemiyorum, çünkü ben insancıl boyutlarda da aynı ben oliciim, ünlü düşünür Kenan Doğulu'nun da dediği gibi: hem biraz deli, azdan çok da serseri..Bu konuyu etraflıca konuşmuştuk bacottilerimle.. Karşımıza iyi insanlar çıkmamasının, ebatlarımızla ilgili değil de, tamamen talih ve zamanlama ile ilgili bir mesele olduğuna kanaat getirmiştik.. Velhasıl kelam, bende haberler bu şekilde.. Acısıyla tatlısıyla (tatlıdan kastım arada günah gecelerimi süsleyen rakı) 3 ayı geride bıraktım.. Dalya dediğimde yine burayı işgal ediyor olacağım.. Kendinizi sevin, kabul edin ama Allah aşkına kendinize iyi bakın ve aslında ne kadar güçlü olabileceğinizi aklınızdan çıkarmayın.. Yazıma karikatürdeki İsmet Abi'nin acısını paylaşarak son veriyorum..Seni öyle iyi anlıyorum ki.. Çikolata kokulu buseler..
23 Eylül 2019 Pazartesi
Diyet Derya Olmuş Bense Bir Gemi
Merhaba sevgili gönül dostları,
Şu an, Trt FM dinlemektesiniz gibi bir giriş oldu.. Selam ahali, ben diyet, sağlıklı beslenme ya da adına her ne derseniz ona başlayalı bir buçuk ay oldu.. Ben adını daha ziyade “zulüm” koydum.. Çok şükür karnım bir şekilde doyuyor, ama beni yakinen tanıyanlar bilir, kısıtlanmayı sevmem.. Sorumluluk sahibiyimdir, ama haddinden fazla disiplin beni boğar.. Aynı filmi 100 defa, ilk sefer izlermişçesine şoke olarak izlerim, lâkin anladım ki aynı menüyü her gün yemek benlik değilmiş.. Arkadaşlar, papaz gerçekten de her gün pilav yemiyormuş.. Fiks menünün tek iyi yanı, “bugün ne yesem” zahmetinin ortadan kalkması.. Seçenekler bir hayli az çünkü.. Geçen gün bulgur yiyemediğim için biraz gözyaşı döktüm.. Bazı bazı asaplarım bozulmuyor değil.. Bir de ilaç gibi saatli yemek is killing me softly.. Peki bunca eziyeti niye mi çekiyorum? Takribi 10 kg verdim. Epeydir giyemediğim kostümlerimin içine girip, içlerinde bir de nefes alabiliyor olmak gerçekten paha biçilemez.. “Gluteni kestim” ibaresiyle birlikte aşırı bir güzellik gelmedi bana.. Lâkin pelikan gibi olan gıdığım, hindi gıdığına terfi etti.. İnanmazsınız üşümeye başladım.. Geçenlerde kadim bir öğrencim, “Normal kızlar üşür” dedi.. O zaman fark ettim, ben “normal kızlar” gibi üşümeyi unutmuşum.. Hatta yanımda hoşlandığım bir bey olduğunda, “Aslanım buyur ceketimi al, ben üşümüyorum” diyecek hale gelmişim.. Velev ki üşüdüm, yanımdaki centilmen bey bana ceketini uzattı, “ceketin içine girer miyim, girersem çıkabilir miyim, ah ulan ya cart diye yırtılırsa?” minvalindeki deli sorular eşliğinde ecel terleri zaten insanı ısıtmaya yeter de artar bile.. Siz pijamanızı yanınıza almadan bir eve gittiğinizde, son dakika gece kalmaya karar verdiğinizde arkadaşınızın değil de eşinin pijamalarını giymek nedir, bilir misiniz? Ben bilirim.. Yahut, misafirlikte üşüdüğünüzde ev sahibinin en bol hırkasının size bolero gibi olmasının traji-komikliğini? Bilmezsiniz.. Bilenler kaleye mum diksin, bilahare konuşuruz.. Bir de, kırmızı çizgim, arka koltuğa bindiğinizde, ön koltuğun ileri çekilmesi.. Dokuz kusurlu hareketten biri, şüşko lügatında küfür sayılır.. Bırakınız totikler rahatsız olurlarsa kendileri söylesin.. Sanılanın aksine bizler az kemikli olduğumuz için lastik gibi esnek oluruz, hamur gibi girdiğimiz kabın şeklini alırız..
Tüm bunlar elbette koca hayatta mühim birer dert değil.. Gel gör ki yaşanmış ve yaşanacak gerçekler.. Bunları değiştirme gücümüz varken neden yalnızca söylenip hiçbir şey yapmadan, memnun gibi göründüğümüz ama bizi yoran bu durumla yaşayalım? Kilomuz ne olursa olsun, bittabi önce içimiz aydınlık, iyi olsun.. Sevilmeye layık olmak için belli bir kilo limiti yok.. Asgari ya da azami sevilme kilosu diye bir şey yok.. Ben kendimi her halimle seviyorum, şeklim şemalim ne olursa olsun sevildiğimi de biliyorum.. Yine de kendimize farklı ve daha konforlu bir hayat için şans verebiliriz.. Belki bir gün yaşamımıza gemi değil de minnoş bir yat olarak devam edip, açık sulara yelken açarız.. Sağlıklı buseler..
15 Ağustos 2019 Perşembe
Son Şişmanlık Neye Yarar
Uzun bir aradan sonra merhaba.. İnanılmaz bir şey oldu ve ben 100. kez diyete başladım.. Aslında bu 2. büyük kalkışmam.. İlkinde 25kg kaybım olmuştum, ama bir yengeç kişisi olarak kayıpları pek sevmediğimden bünyeme bu ağırlığı geri aldım.. Ya benimsin, ya tartının dedim.. İyi halt ettim.. Bu pazartesi diyetlerinden değil.. Beni tanıyanlar bilir, karar verdiğim zaman kesseniz beslenme programımın dışına çıkmam.. Amcam ameliyat olduğunda hastaneye enginarlarımı alıp gitmişliğim var.. Yine öyle bir döneme girdim.. Bu aydınlanma Nepal’de gelmedi elbette, 35 yaş eserekliğiyle uzun bir doktor maratonum oldu.. Zaten kilo alınca diş hekimine gitseniz “kilo verin” diyor.. “Ben sağlıklı ve düzenli besleneceğim, vaktim geldi” diyerek bir çarşamba öğlen kalkıştım bu işe.. Aslında bu bir iş değil, hayat boyu az yemeyi öğrenmem lazım.. Üstünüze afiyet yoyo vücut olmuşum.. Top gibi sekmiyorum ama kilo alıp veriyorum sürekli.. “Sibel Can sendromu” da diyebiliriz.. Dolayısıyla tok karnına bir kuzu yiyip kilo almayan minnoş arkadaşlarım gibi olamayacağım.. Ayağım hep frende olacak.. Arabanın ABS si varsa benim neden olmasın..Şimdi size uzun ve çetrefilli yolumun ilk haftasını anlatacağım.. Özellikle bayramdan önce başladım, kendimi yoklamak için.. Eğer bayramda planım dışında bir gıda yahut içecek tüketseydim yeterince kararlı olmadığımı görecektim.. Yüzümü kara çıkarmadım ve bayramda ağzıma bir küp şeker bile muhteva eden bir besin maddesi girmedi.. 16 saat aç kalıyorum.. Açlık sıkıntı olmadı desem yalan olur.. Yemek saatlerim gelince iftar gibi “Okundu mu Allahım” diyerek tabağa yumulacak gibi oluyorum ki, sonra sakinleşiyorum.. Tabağımdakiler hemen bitince üzülüyorum çünkü.. Rakı masasındaki gibi aheste aheste yiyorum.. Yine de öğünüm bitince içimi bir hüzün kaplamıyor değil.. Bir sonraki öğüne kaç saat kaldığını hesaplıyorum ve “amaan ömürler geçiyor, 3 saat mi geçmeyecek” diyerek beklemeye geçiyorum.. Bir de denize girmek gibi düşünün, su soğuk ama girince alışıyor insan.. Pollyanna aklıma sağlık.. Tabi bayramın çoğunu evde geçirdim.. Düzenimi oturtmak için zamana ihtiyacım vardı.. Bunu da evde başardım.. Hane sakinleri benim açken yırtıcı bir hayvana dönüşeceğimi düşündüler ama yanıldılar.. Zira sağa sola salça olacak gücüm yoktu.. Eşin dostun kıymetini bilin.. Sizi bilmem ama ben benzin değil gazla çalışıyorum.. Kendi kararımı verene kadar herkese “haklısın” diyip burnumun dikine giderim, ama bir kez kararımı verdiğimde de motivasyonum ailem ve arkadaşlarımın desteği olur.. Instoşa iki tabak fotoğrafı koymam artistlik olsun diye değil, hem totik yoldaşlarıma güç vermek, hem de sevdiklerimden güç almak için yapıyorum bunu.. Şımarıklık olarak görmeyin ama sağlıklı beslenmek kolay bir iş değil.. Alışagelmiş düzeninizi yıkıp sıfırdan inşa etmek büyük sabır işi.. En sevdiğiniz, bağımlısı olduğunuz bir aktivite düşünün.. Şimdi ondan bir anda vazgeçtiğinizi hayal edin.. Kolay mı, değil.. Yani bu işi “gırtlağını tut” seviyesine indirgemeyin.. Alışkanlıklar yerleşik düzendir, yıkması da, yapması da zordur.. Ben çok yemem ama değişik bir tarzım vardır.. Zeytinyağlı sarmayı ekmek arası yapar yerdim.. Dondurmayı helva arası yapmadan yemezdim.. Pilava kaçak kat çıkmışlığım bile vardır.. Aslında çok yiyormuşum galiba, şimdi yazarken anladım.. Yani sık yemem ama yediğim zamanda hakkını veririm diyelim.. Hayatım boyu nicelik değil niteliğe önem vermişimdir zaten.. Bu huyumu gıda konusunda olumluya çevirmeye çalışıyorum..
“Neden diyet?” dediğinizi duyar gibiyim.. Efenim önemli olan elbette iç güzelliği.. Lakin, insanın kendisini sağlıklı ve zinde hissetmesi de iç güzellik kadar önemli.. Ayrıca sizi dışarıdan görenlerin gözünde X-ray cihazı yok.. İçinizi ilk seferde göremiyorlar.. Benim böyle bir kaygım yok, özgüvenim yerinde deseniz de, o işler öyle olmuyor maalesef hepimiz biliyoruz.. Gerçekten insanı şekli şemaliyle yargılamayan insanlar da var elbet.. Benim çevremdeki çoğu insan böyledir zaten.. Yine de zaman zaman hepimiz ön yargılı olabiliyoruz.. Örneğin bir dost meclisinde sağa sola “sana kimi ayarlasak” diye konuşulurken öncelik siz olmayabiliyorsunuz.. Allahtan “blind date” müessesine veda edeli çok oldu.. Olaylar kendiliğinden gelişsincilik bana göre.. O yüzden de 2. sınıf Holywood filmlerindeki gibi diğer yarımı bekliyorum.. Tabi bunun için öncelikle kütlemi azaltmam lazım ki, diğer yarıma yer açabileyim.. Zira kendim 3 oda 1 salonum.. Bu arada, etli butlu olmanın öyle güzel bir yanı var ki.. Sizi sevenin fiziğiniz için değil de sizi “siz” olduğunuz için sevdiğine %100 emin olabiliyorsunuz.. Krizi fırsata çevirmeyi severim..
Velhasıl kelam dostlar yolum uzun.. Zorlandığım anlar elbet oluyor, fakat hayatta hiçbir hedefe kolay ulaşılamıyor, biliyorum.. Hedefim tığ gibi olmak değil, şişman da olmak istemiyorum, karikatürdeki gibi Balıkesirli olsam kâfi.. Şişkoli dostlarıma tek tavsiyem yılmayalım, utanmayalım.. İnsanlar ne der, bu kaçıncı sefer, diye düşünmeyelim.. Bunu diyenler de butumuzu yesin..
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
