28 Ocak 2013 Pazartesi

Sizde Fazla Varsa Bir Fincan Hayal Alabilir Miyim?



En derin sohbetler, dünyayı kurtarma planları rakı sofrasında yapılır.. Biz de geçen gün bizim kızlarla yine bir dünyayı kurtarma operasyonundayken birimiz “Yakın zamanlarda bana en büyük hayalimi sordular, düşündüm ama benim bir hayalim yok galiba” dedi.. Öyle dediğinde dördümüz birden düşündük ve birimiz “Evlenip yuva kurmak herhalde” diyebildi.. Bugün ben de sordum kendi kendime acaba hayallerim var mı diye.. Vardığım sonuç şu oldu: hayallerim değil benim sadece korkularım var.. Bu düşüncem de yalnız olmadığıma de eminim.. Çoğumuzun yaşı henüz 3lü hanelere varmamışken (tamam belki bir sene sonra varacak ama dokunmayın şabanıma) hayal kurmak için çok yorulmuşuz.. Kendi adıma şu an Mesudiyeli Mesud rolündeki Şener Şen gibi küçük dünyamda mutlu olmaya çalışıyorum.. Yaşamın bana öğrettiği gibi elde etmekten çok elimdekileri kaybetme korkusu içindeyim.. Ailem, sevdiklerim, gözünün içine baktığım kedilerimi kaybetmek en büyük korkularım.. Fark ettim ki epeydir yukardakinden sağlık dışında bir şey istememişim.. Hayal kurmaya bile korkar olmuşum.. Hayallerimin çoğu üçüncü sınıf dram filmleri gibi.. Duyduğum, gördüğüm her hastalığı hemen kendime yakıştırıyorum.. Kafamdaki felaket senaryolarını bazen anneme anlattığımda kadıncağızın dudakları uçukluyor ve “Allahım acaba doğum esnasında bir terslik oldu da çocuğum oksijensiz mi kaldı?” dercesine bana bakıyor..Bu durumda şansın ve fırsatların gelip beni bulmasını beklemek, loto oynamak için kafama kuş pislemesini beklemek gibi bir şey.. Yapım itibariyle dışarıdan mutlu görünsem de her canlı gibi kılımı kıpırdatmadan bir şeylerin olmasını bekliyorum içten içe ve gerçekleşmeyince de üzülüp umutlarımı tüketiyorum.. Oysa ki dünyanın en güçlü, pes etmeyen annesine sahibim.. Azıcık ona benzeyebilseydim keşke.. Sızlanıp korkulara sığınmak yerine harekete geçmek en iyisi sanırım.. İstemeliyiz ama öncelikle neyi istediğimizi bilmeliyiz.. İnsan küçükken daha cesur daha gözü kara oluyor.. Uçuk bile olsa kendine hedefler koyuyor.. Dikkat ettim de çocukken hemen hemen istediğim her şeye sahip olmuşum.. Bunun sebebi klişe olsa da doğruluğuna inandığım “koşulsuz istemek” belki de.. Gerçekleşmese bile isteklerimize inanmak ve onlar için çabalamak bile güzel.. Buna yaşamak deniyor.. Hiçbir şey yapmadan durursak sadece oksijen tüketimi yaparak var oluyoruz ki bu bana sevdiğim sözlerden biri olan “Not living, it's just surviving” i hatırlatıyor.. Hep bekliyoruz, cuma olsun hafta sonu yatalım, gezelim, tozalım.. Beklerken geçen günleri dolduruyoruz sadece.. Farkına varmıyoruz aslında istediğimize varmayı beklerken geçenlerinde ömrümüzden gittiğini.. Giden günler içim “Aaa bu sayılmaz ama “ deme şansımız yok maalesef.. Hayat Super Mario gibi değil, kafamızı bir kutuya vurunca daha fazla cana sahip olmuyoruz.. Fena fikir değil aslında bunu yukardakiyle konuşabiliriz belki de.. Hayata küsmeyelim, çünkü aramızda kalsın ama biz ona küstüğümüzde onun pek de umrunda olmuyor.. Uzun lafın kısası olmaz olmaz demeyelim olmaz olmaz.. Kısacık hayatımızda ne istediğimizi ya da ne istemediğimizi bilelim, boş boş yaşamayalım.. Pollyanna dolusu buseler..