En derin sohbetler, dünyayı kurtarma
planları rakı sofrasında yapılır.. Biz de geçen gün bizim
kızlarla yine bir dünyayı kurtarma operasyonundayken birimiz
“Yakın zamanlarda bana en büyük hayalimi sordular, düşündüm
ama benim bir hayalim yok galiba” dedi.. Öyle dediğinde dördümüz
birden düşündük ve birimiz “Evlenip yuva kurmak herhalde”
diyebildi.. Bugün ben de sordum kendi kendime acaba hayallerim var
mı diye.. Vardığım sonuç şu oldu: hayallerim değil benim
sadece korkularım var.. Bu düşüncem de yalnız olmadığıma de
eminim.. Çoğumuzun yaşı henüz 3lü hanelere varmamışken (tamam
belki bir sene sonra varacak ama dokunmayın şabanıma) hayal
kurmak için çok yorulmuşuz.. Kendi adıma şu an Mesudiyeli Mesud
rolündeki Şener Şen gibi küçük dünyamda mutlu olmaya
çalışıyorum.. Yaşamın bana öğrettiği gibi elde etmekten çok
elimdekileri kaybetme korkusu içindeyim.. Ailem, sevdiklerim,
gözünün içine baktığım kedilerimi kaybetmek en büyük
korkularım.. Fark ettim ki epeydir yukardakinden sağlık dışında
bir şey istememişim.. Hayal kurmaya bile korkar olmuşum..
Hayallerimin çoğu üçüncü sınıf dram filmleri gibi.. Duyduğum,
gördüğüm her hastalığı hemen kendime yakıştırıyorum..
Kafamdaki felaket senaryolarını bazen anneme anlattığımda
kadıncağızın dudakları uçukluyor ve “Allahım acaba doğum
esnasında bir terslik oldu da çocuğum oksijensiz mi kaldı?”
dercesine bana bakıyor..Bu durumda şansın ve fırsatların gelip
beni bulmasını beklemek, loto oynamak için kafama kuş pislemesini
beklemek gibi bir şey.. Yapım itibariyle dışarıdan mutlu görünsem
de her canlı gibi kılımı kıpırdatmadan bir şeylerin olmasını
bekliyorum içten içe ve gerçekleşmeyince de üzülüp umutlarımı
tüketiyorum.. Oysa ki dünyanın en güçlü, pes etmeyen annesine
sahibim.. Azıcık ona benzeyebilseydim keşke.. Sızlanıp
korkulara sığınmak yerine harekete geçmek en iyisi
sanırım.. İstemeliyiz ama öncelikle neyi istediğimizi
bilmeliyiz.. İnsan küçükken daha cesur daha gözü kara oluyor..
Uçuk bile olsa kendine hedefler koyuyor.. Dikkat ettim de çocukken
hemen hemen istediğim her şeye sahip olmuşum.. Bunun sebebi klişe
olsa da doğruluğuna inandığım “koşulsuz istemek” belki de..
Gerçekleşmese bile isteklerimize inanmak ve onlar için çabalamak
bile güzel.. Buna yaşamak deniyor.. Hiçbir şey yapmadan durursak
sadece oksijen tüketimi yaparak var oluyoruz ki bu bana sevdiğim
sözlerden biri olan “Not living, it's just surviving” i
hatırlatıyor.. Hep bekliyoruz, cuma olsun hafta sonu yatalım,
gezelim, tozalım.. Beklerken geçen günleri dolduruyoruz sadece..
Farkına varmıyoruz aslında istediğimize varmayı beklerken
geçenlerinde ömrümüzden gittiğini.. Giden günler içim “Aaa
bu sayılmaz ama “ deme şansımız yok maalesef.. Hayat Super
Mario gibi değil, kafamızı bir kutuya vurunca daha fazla cana
sahip olmuyoruz.. Fena fikir değil aslında bunu yukardakiyle
konuşabiliriz belki de.. Hayata küsmeyelim, çünkü aramızda
kalsın ama biz ona küstüğümüzde onun pek de umrunda olmuyor.. Uzun
lafın kısası olmaz olmaz demeyelim olmaz olmaz.. Kısacık
hayatımızda ne istediğimizi ya da ne istemediğimizi bilelim, boş boş yaşamayalım..
Pollyanna dolusu buseler..28 Ocak 2013 Pazartesi
Sizde Fazla Varsa Bir Fincan Hayal Alabilir Miyim?
En derin sohbetler, dünyayı kurtarma
planları rakı sofrasında yapılır.. Biz de geçen gün bizim
kızlarla yine bir dünyayı kurtarma operasyonundayken birimiz
“Yakın zamanlarda bana en büyük hayalimi sordular, düşündüm
ama benim bir hayalim yok galiba” dedi.. Öyle dediğinde dördümüz
birden düşündük ve birimiz “Evlenip yuva kurmak herhalde”
diyebildi.. Bugün ben de sordum kendi kendime acaba hayallerim var
mı diye.. Vardığım sonuç şu oldu: hayallerim değil benim
sadece korkularım var.. Bu düşüncem de yalnız olmadığıma de
eminim.. Çoğumuzun yaşı henüz 3lü hanelere varmamışken (tamam
belki bir sene sonra varacak ama dokunmayın şabanıma) hayal
kurmak için çok yorulmuşuz.. Kendi adıma şu an Mesudiyeli Mesud
rolündeki Şener Şen gibi küçük dünyamda mutlu olmaya
çalışıyorum.. Yaşamın bana öğrettiği gibi elde etmekten çok
elimdekileri kaybetme korkusu içindeyim.. Ailem, sevdiklerim,
gözünün içine baktığım kedilerimi kaybetmek en büyük
korkularım.. Fark ettim ki epeydir yukardakinden sağlık dışında
bir şey istememişim.. Hayal kurmaya bile korkar olmuşum..
Hayallerimin çoğu üçüncü sınıf dram filmleri gibi.. Duyduğum,
gördüğüm her hastalığı hemen kendime yakıştırıyorum..
Kafamdaki felaket senaryolarını bazen anneme anlattığımda
kadıncağızın dudakları uçukluyor ve “Allahım acaba doğum
esnasında bir terslik oldu da çocuğum oksijensiz mi kaldı?”
dercesine bana bakıyor..Bu durumda şansın ve fırsatların gelip
beni bulmasını beklemek, loto oynamak için kafama kuş pislemesini
beklemek gibi bir şey.. Yapım itibariyle dışarıdan mutlu görünsem
de her canlı gibi kılımı kıpırdatmadan bir şeylerin olmasını
bekliyorum içten içe ve gerçekleşmeyince de üzülüp umutlarımı
tüketiyorum.. Oysa ki dünyanın en güçlü, pes etmeyen annesine
sahibim.. Azıcık ona benzeyebilseydim keşke.. Sızlanıp
korkulara sığınmak yerine harekete geçmek en iyisi
sanırım.. İstemeliyiz ama öncelikle neyi istediğimizi
bilmeliyiz.. İnsan küçükken daha cesur daha gözü kara oluyor..
Uçuk bile olsa kendine hedefler koyuyor.. Dikkat ettim de çocukken
hemen hemen istediğim her şeye sahip olmuşum.. Bunun sebebi klişe
olsa da doğruluğuna inandığım “koşulsuz istemek” belki de..
Gerçekleşmese bile isteklerimize inanmak ve onlar için çabalamak
bile güzel.. Buna yaşamak deniyor.. Hiçbir şey yapmadan durursak
sadece oksijen tüketimi yaparak var oluyoruz ki bu bana sevdiğim
sözlerden biri olan “Not living, it's just surviving” i
hatırlatıyor.. Hep bekliyoruz, cuma olsun hafta sonu yatalım,
gezelim, tozalım.. Beklerken geçen günleri dolduruyoruz sadece..
Farkına varmıyoruz aslında istediğimize varmayı beklerken
geçenlerinde ömrümüzden gittiğini.. Giden günler içim “Aaa
bu sayılmaz ama “ deme şansımız yok maalesef.. Hayat Super
Mario gibi değil, kafamızı bir kutuya vurunca daha fazla cana
sahip olmuyoruz.. Fena fikir değil aslında bunu yukardakiyle
konuşabiliriz belki de.. Hayata küsmeyelim, çünkü aramızda
kalsın ama biz ona küstüğümüzde onun pek de umrunda olmuyor.. Uzun
lafın kısası olmaz olmaz demeyelim olmaz olmaz.. Kısacık
hayatımızda ne istediğimizi ya da ne istemediğimizi bilelim, boş boş yaşamayalım..
Pollyanna dolusu buseler..
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder