24 Aralık 2012 Pazartesi

Yeni Yıl, Grip ve Garip İnsanlar

Yeni yıl için dileklerde bulunmaya hazırlanırken bir anda kendimi ilaç, pastil ve şurup üçlüsünün kucağında buldum.. Her şeyin değerini kaybedince anlayan canlılar olduğumuzdan, Noel Baba bana yeni yılda bu algımı kuvvetli kılmam için küçük, sevimli bir grip armağan etti.. Ben de bu hediyenin hakkını vererek 5 gündür kanepedeki sümüklü yaşamıma devam ediyorum.. Bu arada da izlemedik dizi ve dedikodu programı bırakmadım.. Normalde tabii ki de belgesel izleyenlerdenim (yerseniz, yemezseniz gargara yapın). Gerçekten hastalıkla beraber mercimek kadar kalan beynimi de televizyonla beraber yitirdim sanırım.. Kıyafet yarışmalarından birinde, hepsini hatim ettiğim için adını şu an hatırlayamıyorum, kadının biri "Ben Marilyn Monroe'dan daha güzelim çünkü kendisi bayağı yaşlandı" dedi.. O an hastalıktan kulaklarımın tıkanmış olma ihtimalinin gerçek olmasını  ne kadar istediğimi anlatamam.. Rahmetli Marilyn mezarından kalkıp gelse ancak bu kadar şaşırırdım herhalde.. Sonra bir magazin programındaki sucunun "Aman ünlüler de her şeylerini Twittter'da paylaşıyor, ne yiyip içtiklerinden bize ne!" sözleriyle afalladım.. Zannedersin bunu söyleyen ablanın kendisi açık öğretim kanalında ders veriyor.. Adama sormazlar mı "Sen de onları haber yapmıyor musun?" diye.. Hadi dedim ekranlara küsmeyeyim, yine hastanın kara gün dostu aptal kutusu da olsa televizyondur, neticede kitap okumaya kalksam elimin kitabı bile tutacak hali yok, bari susup oturayım seyrime bakayım.. Yarışma tekrarlarını izlerken Robert mezunu bir arkadaşın sorusuna gözüm takıldı.. "Herkesi sevmek manasında kullanılan boncuk dağıtmak deyişindeki boncuk ne renktir?" minvalinde bir soru vardı.. Basitlik ve zorluk kişiden kişiye göre değişir ama e be çocuk hiç bilmesen Mavi Boncuk şarkısını bir yerlerde elbet duymuşsundur, filmine rastlamışsındır ya da bir kitapta karşılaşmışsındır.. Lakin yarışmacımız sanki bu yaşında doğmuş gibi ya da yarışmaya bir mağaradan yeni çıkmış da aramıza karışmış edasıyla "Hiç duymadığım bir deyiş" cevabıyla joker hakkını kullandı.. Kimseyi küçümsemek haddime değil, ben de atomu bölen, yeni icatlarda bulunmuş bir kimse değilim ama bazı sorular bilinmediğinde ya da günlük deyişlerin daha önceden hiç duyulmadığına şahit olduğumda hayretler içinde kalıyorum.. Daha sonra internetin derinliklerinde kaybolmak isterken bir haber görüyorum: Şafak Pavey'e sarf edilen iğrenç ve insanlık dışı bir cümleyle karşılaşıyorum.. Ben edilen lafı şuraya yazmaya utanıyorum ama bunu söyleyen canlı, aynı zamanda bir partiye mensup oluyor kendisi, bu sözleri çekinmeden Twitter'da paylaşıyor.. Sonra tepki alınca her delikanlı (!) gibi geri vitesle hesabını kapatıyor.. Sonrasında Esra Ceyhan'ın, ölen kedisine mezar yaptıran adamın gıyabında tüm hayvanseverlerle dalga geçtiği ve yeni ergenler gibi kikir kikir güldüğü videoyu izliyorum ve insanlardan ziyade hayvanları niçin daha çok sevdiğimi bu insan (!) evlatları sayesinde bir kez daha hatırlıyorum.. Hala, hayvanları sevmenin sanki bir uzaylı görmüşçesine hayretle karşılanmasını da ben anlayamıyorum.. Böylesi insanlar gibi şuurumu temelli yitirmektense sağlığımı geçici bir süre de olsa yitirdiğime şükrediyorum.. Öyle böyle derken bir seneyi daha uğurlayıp yensini karşılamaya hazırlanıyoruz.. Bu sene kendimden ve etrafımdan duyduğum kadarıyla pek mutlu bir sene olmadı ama umarım 2013 daha az sıkıntılı ve umut dolu günler getirir bize.. Yeni yılda herkesin istediğini yapabilecek kadar sağlıklı, zorluklarla başa çıkabilecek kadar güçlü, mutluluğu ve fırsatları kendilerinin yaratabilecekleri kadar şanslı olmasını diliyorum.. Vicdanını yitirmiş insanlaraysa Allah'tan akıl ve merhamet diliyorum, mucizeler tükenmez.. Herkese iyi ve mutlu seneler.. Buseler..

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder