Sevgilisi olanların heyecanla,
sevgilisi olmayanların da Maya takviminin son günü gibi korkuyla
beklediği bir sevgililer gününde daha beraberiz.. Çiftlerden
hanım tarafı “Ne giysem, ne alsam, bana ne alacak?”
telaşındayken erkekler de “Ne alsam, nereye götürsem?”
telaşında.. Bu durumda sıkıntıda gibi görünse de aslında en
kafası rahat grup benim gibi “yalnız”lar.. Sokağa çıkınca
algıda seçicilik gereği koca koca kırmızı kalpler, ayıcıklar
gözümüze Chucky'nin gelini gibi görünse de başımız dik,
cebimiz çikolata dolu, muhtemelen kendimiz gibi sap, pardon yalnız
arkadaşlarımızla keyifli bir akşam geçirebiliriz.. İçkimizi
yudumlarken dünyanın en büyük ve kalıcı sultanlığı olan
bekarlığın nimetlerinden dem vurabiliriz.. Kâh gülüp kâh
erkeklere sövebiliriz.. Kapanışı da birbirimizin omuzunda “Ben
neden yalnızım böhüüü” şeklinde yapmamız kuvvetle
muhtemel.. Sıcağı sıcağına Facebook, Twitter vb. sosyal ağlarda
eski sevgililerin paylaştığı sevgi pıtırcığı fotoğrafları
görüp ayaklara taş bağlayıp Sarayburnu'ndan atlama yahut onları
denize itme isteği de cabası.. Sevgilimiz olduğu zaman da “Offf
ne giysem, acaba ne alsam, nereye gideriz, akşam ne yaparız?”
gibi buhran dolu dakikalar geçiririz.. Demem o ki dostlar, bu
sevgililer günü denilen olay ne size, ne bana yarar.. Yarasa yarasa
yalnızlar rıhtımının can simidi çikolatacılara, sevgililerin
vazgeçilmezi pırlantacılara, çiçekçilere ve bilumum esnafa yarar.. Ah Valentine, ah Azizim senin
acıklı hikayenden yola çıkarak bugün ne şekilde anıldığını,
kulaklarının çınlatıldığını, yeri geldiğinde validene,
bacına sövüldüğünü duymadan iyi ki göçüp gittin bu
dünyadan.. Arkanda sadece gözü yaşlı bir sevgili değil, her
sene sevgilisi olan olmayan milyonlarca stresli insan bıraktın..
Tüm bunlara rağmen senin hikâyeni okumuş biri olarak vakti
zamanında verdiğin mücadeleyi takdir ediyorum.. Sen bize bakma,
biz insanlar her türlü kendimizi mutsuz edecek bir şey buluruz.. Anne ve babasını kıskanan her çocuk gibi ebeveynlerimin sevgililer gününde bensiz kutlamalara gitmeleri sebebiyle küçüklüğümden beri pek içim ısınmadı sevgililer gününe, yine de senenin her günü budist olan bir kısım hanım kızımızın bir gün için dahi prenses gibi hissetmesi fena olmuyor.. Şimdi müsaadenizle, az sonra telefon çalacak ve ilk sevgilim, babam beni arayıp
müstehzi bir gülümsemeyle sevgililer günümü kutlayacak, ben de anneannemin gitmeden önce bana en son sevgililer gününde aldığı kalpli yastığıma bakıp ne yaparsak yapalım ölene dek bizi terketmeyecek sevgililerin aile fertlerimiz olduğunu bir kez daha hatırlayacağım.. Günün manasına uygun bir karikatürle yazıma son vererek
aranızdan ayrılıyorum.. Ne olursa olsun kalbiniz hep dolu olsun,
boşluklara düşmeyin.. Buseler..

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder