14 Şubat 2013 Perşembe

Azizim Valentine

Sevgilisi olanların heyecanla, sevgilisi olmayanların da Maya takviminin son günü gibi korkuyla beklediği bir sevgililer gününde daha beraberiz.. Çiftlerden hanım tarafı “Ne giysem, ne alsam, bana ne alacak?” telaşındayken erkekler de “Ne alsam, nereye götürsem?” telaşında.. Bu durumda sıkıntıda gibi görünse de aslında en kafası rahat grup benim gibi “yalnız”lar.. Sokağa çıkınca algıda seçicilik gereği koca koca kırmızı kalpler, ayıcıklar gözümüze Chucky'nin gelini gibi görünse de başımız dik, cebimiz çikolata dolu, muhtemelen kendimiz gibi sap, pardon yalnız arkadaşlarımızla keyifli bir akşam geçirebiliriz.. İçkimizi yudumlarken dünyanın en büyük ve kalıcı sultanlığı olan bekarlığın nimetlerinden dem vurabiliriz.. Kâh gülüp kâh erkeklere sövebiliriz.. Kapanışı da birbirimizin omuzunda “Ben neden yalnızım böhüüü” şeklinde yapmamız kuvvetle muhtemel.. Sıcağı sıcağına Facebook, Twitter vb. sosyal ağlarda eski sevgililerin paylaştığı sevgi pıtırcığı fotoğrafları görüp ayaklara taş bağlayıp Sarayburnu'ndan atlama yahut onları denize itme isteği de cabası.. Sevgilimiz olduğu zaman da “Offf ne giysem, acaba ne alsam, nereye gideriz, akşam ne yaparız?” gibi buhran dolu dakikalar geçiririz.. Demem o ki dostlar, bu sevgililer günü denilen olay ne size, ne bana yarar.. Yarasa yarasa yalnızlar rıhtımının can simidi çikolatacılara, sevgililerin vazgeçilmezi pırlantacılara, çiçekçilere ve bilumum esnafa yarar.. Ah Valentine, ah Azizim senin acıklı hikayenden yola çıkarak bugün ne şekilde anıldığını, kulaklarının çınlatıldığını, yeri geldiğinde validene, bacına sövüldüğünü duymadan iyi ki göçüp gittin bu dünyadan.. Arkanda sadece gözü yaşlı bir sevgili değil, her sene sevgilisi olan olmayan milyonlarca stresli insan bıraktın.. Tüm bunlara rağmen senin hikâyeni okumuş biri olarak vakti zamanında verdiğin mücadeleyi takdir ediyorum.. Sen bize bakma, biz insanlar her türlü kendimizi mutsuz edecek bir şey buluruz.. Anne ve babasını kıskanan her çocuk gibi ebeveynlerimin sevgililer gününde bensiz kutlamalara gitmeleri sebebiyle küçüklüğümden beri pek içim ısınmadı sevgililer gününe, yine de senenin her günü budist olan bir kısım hanım kızımızın bir gün için dahi prenses gibi hissetmesi fena olmuyor.. Şimdi müsaadenizle, az sonra telefon çalacak ve ilk sevgilim, babam beni arayıp müstehzi bir gülümsemeyle sevgililer günümü kutlayacak, ben de anneannemin gitmeden önce bana en son sevgililer gününde aldığı kalpli yastığıma bakıp ne yaparsak yapalım ölene dek bizi terketmeyecek sevgililerin aile fertlerimiz olduğunu bir kez daha hatırlayacağım.. Günün manasına uygun bir karikatürle yazıma son vererek aranızdan ayrılıyorum.. Ne olursa olsun kalbiniz hep dolu olsun, boşluklara düşmeyin.. Buseler..

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder