“Kardeşler zorunlu arkadaştır,
arkadaşlar ise seçilmiş kardeşlerdir..” Ne doğru bir söz.. Bu
cümleyi gerçek anlamda tecrübe eden şanslı insanlardanım..
Gerçek dost demek, doğmamış kardeş demektir bazen.. Hayatta çok
acı olaylar yaşamış da olsa insan, eğer düşmek üzereyken
elinden tutabilecek bir dostu varsa her şeyin üstesinden
gelebilir.. Sadece sıkıntılı durumlarda değil, mutlu olduğunda
da seninle mutlu olabilen, senden daha çok heyecan duyabilendir
dost.. "Hastayım akşam dışarı çıkamayacağım"
dediğinde "geçmiş olsun" diyen değil, sesinin tonundan
anlayıp "onu geç de neyin var söyle" diyendir dost.. Bir
tiyatro oyununu 10 kere izlesen de sırf sen istiyorsun diye seninle
11. kez gelendir, ancak deprem olsa sokağa çıkarım dediğinde
senin bir telefonunla bozuk gelen sesini düzeltmek için en çirkin
haliyle yanında bitiverendir.. Duyduğunda üzüleceğini düşündüğü
bir şeyi senden gizleyip doğru zamanda alıştıra alıştıra
söyleyendir.. Benim de en azından bir kaç tane beni karşılıksız
seven, her halimle kabul eden, yormadan, konuşmadan anlayan,
yargılamadan dinleyen dostum, "doğmamış kardeşim"
var.. Bana yaranmak için değil de beni düşünerek konuşan, acı
da olsa gerçekleri kafama vura vura söyleyen, "niye yaptın"
demek yerine bir daha aynı hataları yapmamam için çabalayan
dostlar.. Sırtımı yaslamak için değil, hayatımda iyi-kötü
olanları paylaşmak için, karşıma çıkan engelleri aşamasam da
yanımda dimdik duran, bazen beni benden çok düşünen, görmediğimi
gösteren dostlar.. Bir elin parmağını geçmezler ama esas kardeş statüsünde sayabileceğim 3 tane “can”ım var
benim.. Ortaokuldan beri beraber büyüdüğüm, türlü saçmalıklara
beraber imza attığım.. Ne gariptir ki dördümüz de hem aynı hem
de birbirimizden çok farklıyız aslında.. İçimizden ikisi yay,
diğer ikimiz de yengeciz.. Mesela birimizin gözü çok karadır,
bir şeyi kafaya koydu mu ona odaklanır ve hayata geçirir.. Birimiz
çok anaçtır, hep korur kollar.. Birimiz ince düşünür,
karşındakini kırmamak için gerekirse kendi kırılır.. Birimiz
de olayları sürekli dalgaya vurur, iyi yanını görmeye çalışır..
Doğum günlerimiz birer gün arayla.. Sanki bu dünyada birbirimizi
arayıp bulmuşuz gibi.. En mutlu günümüzde oturup beraber
içkimizi yudumlarız, hayatta yaşadığımız en acı günde sadece
bir telefonla sabahın köründe 15 dakika içinde birbirimizin
yanında olup elinden tutarız.. Canımız sıkkınken sorgulamak
yerine sadece susarak otururuz.. Yeri geldiğinde en acımasız
eleştirileri yapar, yeri geldiğinde yavrusunu ceylan gibi gören
kuzgunlar gibi överiz birbirimizi.. Tek bir kelimeyle derdimizi
anlatır, bir bakışla konuşmadan da anlaşabiliriz.. Nazımız en
çok birbirimize geçtiğinden bazen tersleniriz, ama bunun etkisi 10
dakikadan fazla sürmez..
Hastalıkta ve sağlıkta şansım pek yaver gitmese de bu kadar
güçlü dostluklarım olduğu için kendimi şanslı sayabilirim..
28 senelik hayatımda belki derin izler bırakmadım bu dünyada ama
sırf böyle dostlarım olduğu için gurur duyarım kendimle..
Ortaokul kompozisyon ödevi kıvamındaki satırlarıma burda son
verirken konuya ilişkin bir karikatür paylaşmadan gitmeyeceğim
elbette.. Buseler..11 Temmuz 2012 Çarşamba
Doğmamış Kardeşler
“Kardeşler zorunlu arkadaştır,
arkadaşlar ise seçilmiş kardeşlerdir..” Ne doğru bir söz.. Bu
cümleyi gerçek anlamda tecrübe eden şanslı insanlardanım..
Gerçek dost demek, doğmamış kardeş demektir bazen.. Hayatta çok
acı olaylar yaşamış da olsa insan, eğer düşmek üzereyken
elinden tutabilecek bir dostu varsa her şeyin üstesinden
gelebilir.. Sadece sıkıntılı durumlarda değil, mutlu olduğunda
da seninle mutlu olabilen, senden daha çok heyecan duyabilendir
dost.. "Hastayım akşam dışarı çıkamayacağım"
dediğinde "geçmiş olsun" diyen değil, sesinin tonundan
anlayıp "onu geç de neyin var söyle" diyendir dost.. Bir
tiyatro oyununu 10 kere izlesen de sırf sen istiyorsun diye seninle
11. kez gelendir, ancak deprem olsa sokağa çıkarım dediğinde
senin bir telefonunla bozuk gelen sesini düzeltmek için en çirkin
haliyle yanında bitiverendir.. Duyduğunda üzüleceğini düşündüğü
bir şeyi senden gizleyip doğru zamanda alıştıra alıştıra
söyleyendir.. Benim de en azından bir kaç tane beni karşılıksız
seven, her halimle kabul eden, yormadan, konuşmadan anlayan,
yargılamadan dinleyen dostum, "doğmamış kardeşim"
var.. Bana yaranmak için değil de beni düşünerek konuşan, acı
da olsa gerçekleri kafama vura vura söyleyen, "niye yaptın"
demek yerine bir daha aynı hataları yapmamam için çabalayan
dostlar.. Sırtımı yaslamak için değil, hayatımda iyi-kötü
olanları paylaşmak için, karşıma çıkan engelleri aşamasam da
yanımda dimdik duran, bazen beni benden çok düşünen, görmediğimi
gösteren dostlar.. Bir elin parmağını geçmezler ama esas kardeş statüsünde sayabileceğim 3 tane “can”ım var
benim.. Ortaokuldan beri beraber büyüdüğüm, türlü saçmalıklara
beraber imza attığım.. Ne gariptir ki dördümüz de hem aynı hem
de birbirimizden çok farklıyız aslında.. İçimizden ikisi yay,
diğer ikimiz de yengeciz.. Mesela birimizin gözü çok karadır,
bir şeyi kafaya koydu mu ona odaklanır ve hayata geçirir.. Birimiz
çok anaçtır, hep korur kollar.. Birimiz ince düşünür,
karşındakini kırmamak için gerekirse kendi kırılır.. Birimiz
de olayları sürekli dalgaya vurur, iyi yanını görmeye çalışır..
Doğum günlerimiz birer gün arayla.. Sanki bu dünyada birbirimizi
arayıp bulmuşuz gibi.. En mutlu günümüzde oturup beraber
içkimizi yudumlarız, hayatta yaşadığımız en acı günde sadece
bir telefonla sabahın köründe 15 dakika içinde birbirimizin
yanında olup elinden tutarız.. Canımız sıkkınken sorgulamak
yerine sadece susarak otururuz.. Yeri geldiğinde en acımasız
eleştirileri yapar, yeri geldiğinde yavrusunu ceylan gibi gören
kuzgunlar gibi överiz birbirimizi.. Tek bir kelimeyle derdimizi
anlatır, bir bakışla konuşmadan da anlaşabiliriz.. Nazımız en
çok birbirimize geçtiğinden bazen tersleniriz, ama bunun etkisi 10
dakikadan fazla sürmez..
Hastalıkta ve sağlıkta şansım pek yaver gitmese de bu kadar
güçlü dostluklarım olduğu için kendimi şanslı sayabilirim..
28 senelik hayatımda belki derin izler bırakmadım bu dünyada ama
sırf böyle dostlarım olduğu için gurur duyarım kendimle..
Ortaokul kompozisyon ödevi kıvamındaki satırlarıma burda son
verirken konuya ilişkin bir karikatür paylaşmadan gitmeyeceğim
elbette.. Buseler..
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder