3 Haziran 2013 Pazartesi
Selam Dünyalı Ben Çapulcu
Yirmi küsur senedir dünyaya bakan bu gözler, bu kulaklar son üç gündür neler gördü neler duydu.. Kendimi 'inception' filmindeki gibi hissettim.. Bütün yaşananlar, söylenenler rüya içinde rüya olmalı dedim.. İnsanların duyarsızlığı, bizi korumakla mükellef olan polisin akla hayale sığmayan davranışları, yıllar önce gözünü karartıp doğrudan şaşmayan açıklamalarıyla tanınan, şimdi ise başbakana soru sorarken ürkek bir ceylan gibi, yeni gelinlere taş çıkartan bir edayla süzülen bir gazeteci, başbakan sıfatıyla ülkesindekileri görmezden gelebilen, "Mustafa Kemal Atatürk" ismini zikretmekten çekinen, insanın tüylerini ürperten açıklamalarda bulunan bir adam ve bir anda inme inmişçesine donup kalan medya.. Bu bir kabus olmalı.. "Bir kadeh içen bile alkoliktir, bize oy veriyorsa değildir.." "Biz 3. havaalanını yapıyoruz.." Sanki üç gündür ülkede onca insan polis zulmünden zarar görmedi, Ankara'da Ethem isimli bir genç yine polis tarafından başından vurularak komaya sokulmadı.. Milyonlarca insan sokaklara dökülmedi.. İnsanlar gece gece tencere tava çalmadı.. Hep merak ederdim, paralel boyut dedikleri nasıl bir şey diye.. Sanırım başbakanın yaşadığı yer tam da orası.. İnsanlar zulüm görürken, sevimli penguenleri gösteren medya, utanmasa halkı suçlu çıkaracak haber bültenleri.. Paralel boyutta havalar nasıl, ayda hayat var mı? Bunun yanı sıra tepkisini veren insan, çapulcu oldu.. Ben çapulcuların öğretmen kesimini temsil ediyorum ki.. O kadar çapulcuyum ki, yıllardır sayısızca insana İngilizce öğretmeye çalışıyorum.. Onlar da benim gibi çapulcu olsunlar diye.. İngilizce dışında birikimler doğrultusunda hayatı da öğretmeye çalışıyorum.. İstediğiniz işi yapın, istediğiniz bölümü okuyun diyorum, benim gibi işini severek yapan çapulcular olsunlar diye.. Halbuki bir de başbakanımızın oğluna bakalım.. Askerlik var mı?? Yok.. Arabasıyla, kaldırımda yürüyen yılların sanatçısını ezen kim?? Onun oğlu.. Ülkemizi son derece şık kostümlerle temsil eden benim annem mi? Hayır, onun eşi.. İşte sırf bu sebeplerden dolayı ben hayatım boyunca çapulcu kalacağım.. Elinden geldiğince olaylara sessiz kalmayan bir çapulcu.. Gördükleri, duydukları karşısında hayrete düşmekten bıkmayan bir çapulcu.. Biz de çapulculuk va alkoliklik aileden geliyor zaten.. "Anne ben Taksim'e gideceğim" dediğimde "Ben de gelebilseydim" diyen bir annem, telefon açıp "Canım kızım, uzaktayım ama kalbim sizlerle benim için de yürü" diyen bir babam var.. Babamla oturur karşılık rakımızı içer dertleşiriz, sigaramı o yakar.. Rahmetli dedem de annemin gençliğinde sigara paketini önüne koymuş, "İçiyorsan yanımda iç ben bileyim" demiş.. Çapulculuk ve alkolizm kanımda var.. oruz maalesef.. Tepkimizi gösterenler kadar duyarsız insanlarla da karşılaşıyoruz maalesef.. Cuma gecesi, bir ya da iki kişinin başlattığı çabalarla Bağdat Caddesi'nde tepkimizi vermek için toplanırken yoldan geçenlere "Katılmak ister misiniz?" diye sorulurken bir gençten şöyle bir cevap geldi: "Ben milli sporcuyum.. Bir gören olur.." Sanki gel beraber iki hap atalım, üç beş kişiye saldıralım dedik.. Böyle mangal yürekli genç sporculara ülke olarak ihtiyacımız olduğunu düşünmüyorum.. Bu ülkenin çapulculara ihtiyacı var.. Biber gazı yeme riskini göze alarak meydanlara koşacak, kendinden başkasını da düşünebilecek 'yiğit çapulculara'.. Bu yaşananların bir kabus olmasını umuyorum ama biliyorum ki değil.. Belki de bizi uzun bir uykudan uyandıran bir rüyadır.. Kim bilir..
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder