21 Mart 2013 Perşembe
Geç Olmadan
Bazen, elimizde olmadan sevdiklerimizi kırabiliyoruz.. Annemizin öğütlerine "en iyisini sen bilirsin tabi" diyerek kulak asmıyoruz.. Anneannemizin yaşlandığını unutup aynı şeyleri yüzüncü kez anlatması karşısında bitse de gitsek tavrı takınıyoruz.. Sanki onlar ölümsüzmüş gibi davranıyoruz.. Sanki hayatımızın sonuna kadar ne yaparsak yapalım, nerede olursak olalım, orada hep bizimle olacaklarını düşünüyoruz.. Bir sabah uyanıyoruz ve artık hayata onlarsız devam edeceğimiz gerçeği tokat gibi yüzümüze vuruyor.. O ana kadar hiç bizi bırakmayacağını düşündüğümüz insan gidince ne yapacağımızı bilmiyoruz, afallıyoruz.. Çünkü hayat bu defa çalışmadığımız yerden sormuş.. Kalakalıyoruz.. Ölümün provası olmuyor.. Gafil avlanıyoruz.. Güneş doğuyor, dünya dönüyor ama bizim için zaman duruyor.. Kalbimizdeki acı hiç geçmeyecek sanıyoruz.. Dünyanın dönmesini hazmedemiyoruz, haksızlık gibi geliyor.. Ardından 'keşke' ler başlıyor.. Keşke son bir kez sarılabilseydim.. Keşke pofuduk yanaklarından bir kez daha öpebilseydim.. Keşke onu ne kadar çok sevdiğimi tekrar söyleyebilseydim.. Keşke hatalar yapmasına engel olabilseydim.. Bir kaç ay sonra dünya yeniden dönmeye başlıyor, bizim için de.. Sadece bir eksikle..Öyle bir eksik ki, yerini hiç kimse dolduramıyor.. Öyle bir acı ki, biri canımızı söküp alsa ancak bu kadar acır gibi geliyor.. Sonra ölümün kaçınılmaz olduğu, ne yaparsak yapalım bize verilen zamanın sevdiklerimizle paylaşmak için asla yetmeyeceğini anlıyoruz.. Her ölüm erken, her ölüm zamansız.. Bazıları çok daha zamansız.. Sevdiklerimize tutunuyoruz.. Onlardan güç alıyoruz.. Acı asla unutulmuyor.. Oscarlık rol kesiyoruz.. Üzüntümüzü unutmuş gibi yapıyoruz.. Yüzümüzü güldüren hatıralar bazen de canımızı çok yakıyor.. Gülümseyerek hatırlarken bir anda ağlıyoruz.. Sonra yeniden gülüyoruz.. Hayat gibi dengesiz, hayat gibi karışık oluyoruz.. Evde gördüğümüz bir eşya, sokakta karşılaştığımız biri, okuduğumuz hikayedeki karakter, bizi hep alıp ona götürüyor.. Seneler geçiyor.. Acısı taze kalıyor, hasreti ise yüzyıl geçmiş gibi.. Üç sene.. Onsuz geçen zaman dilimi hem çok kısa, hem de çok uzun gibi.. Bizden alıp götürdüklerini unutmak istiyoruz, ondan kalanlarla mutlu olmaya çalışarak.. Çok geç olmadan, sevdiklerinize sizin için ne kadar önemli olduklarını söyleyin, daha da ötesinde sevginizi hissettirin.. Bir gün uyandığınızda tüm bunları yapmak için çok geç olduğunu fark edebilirsiniz.. Sevdiğiniz, canınız, kıymetliniz sizi ansızın bırakıp gidebilir.. Geç olmadan sarılın ona.. Buseler..
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder