20 Kasım 2012 Salı

Savaş Beyinlerde

Sene 1991, 7 yaşındayım.. Televizyonda naklen savaş izliyoruz, Körfez Savaşı.. Ben duruma vakıf olamadığımdan, babama “Bu kaç senede bir olur?” dediğimi hatırlıyorum.. Sanki başkanlık seçimi, belli periyotlarda tekrarlanacak.. Televizyondan da olsa tanıklık ettiğim halde algılayamamıştım savaşın ne olduğunu, ne kadar acımasız olduğunu.. Ardından Bosna savaşı, 3 yıl boyunca haberlerde film gibi izleyip tanıklık ettiğimiz insanlı ayıbı.. Bugün 28 yaşındayım ama değişen hiçbir şey olmadı.. Resmi adı savaş olmasa da yıllardır ülkem PKK denilen vebayla uğraşıyor, hastalığı söküp bir türlü atamıyor.. Geride, haberlerde 10 dakika üzülüp unuttuğumuz canlar ve nice acılı aile kalıyor.. Ne garip bir kişi ölüyor, ardında nice yaslı anne, baba, kardeş, sevgili, evlat, komşu, arkadaş bırakıyor.. Yani kaç ocak sönüyor, kaç hayat kalıcı yara alıyor.. Elimize silah alıp savaşamıyoruz belki ama bu “tatsız” durumlar karşısında hepimiz ister istemez yorumlarda bulunuyoruz.. Asıyoruz, kesiyoruz, mangalda kül bırakmıyoruz, en ala vatansever kesiliyoruz.. Bunu çoğumuz yapıyor.. Birkaç gündür süren, bize tüm çıplaklığıyla aktarılmadığına inandığım ve bildiğim bir savaşla karşı karşıyayız.. Kimimiz uzağında, kimimiz içinde, kimimizin yakınları içinde.. Savaşın içinde olan arkadaşımdan artık daha fazla "Yine sirenler çaldı, füze düşmüş, sığınaklara girdik" diye mesaj gelmesini istemiyorum.. Huzursuzluk içinde onu düşünmek istemiyorum.. Tüm bunların yanı sıra yazılanlara çizilenlere bakıyorum bazen gerçekten mana veremiyorum.. Hani bir laf vardır, “Akım derken bokum demek”, işte içinde bulunduğumuz durum.. Günümüzün en etkili ve yaygın iletişim yöntemi sosyal ağlar.. Burdan yaşadıklarımız haykırmak, büyük kitlelere duyurmak istiyoruz.. Bunu yaparken unuttuğumuz şeyler olabiliyor.. Kendimizi savunurken başkalarını eziyoruz, haklıyken haksız duruma düşüyoruz.. Fikir çatışması olmadan bir yaşam düşünülemez elbet.. Fikirler zorla kabul ettirilmek için değil beyan edilip yeri geldiğinde tartışılmak içindir.. Düşüncelerimizi dinsizleştirmemiz gerektiğine inananlardanım.. Dinsizleştirmeden kastım, benim bir düşünceye katılmam için o beyanatı verenin dindaşım olmasına gerek yok.. Benim için önemli olan ne düşündüğü, nereye vardığı.. Yahut ölen biri için üzülme şartı olarak aynı dine mensubiyet şartı aranmamalı, birazcık vicdan yeterlidir kanımca.. Sadece aynı halktan diye birini koşulsuz sevmeye zorlanmamalı insan.. Karşısında insan olduğu için sevmeli, insan olduğu için üzülmeli.. İki ülkenin savaşı, dinlerin savaşına dönüştürülmemeli.. Aynı ülkede aynı havayı soluyan insanları birbirine düşürmemeli.. Diğerini öbüründen farklı diye ayırmamalı ya da hor görmemeli.. Bir çatı altında huzur içinde yaşamayı bilmiyoruz.. Hep ötekileştiriyoruz.. Babam tarafı Kafkaslardan gelmiş, Çerkes.. Annemin tarafı Selanik'ten mübadele zamanı bu tarafa göç etmek zorunda kalmış.. Ben de Türkiye'de doğup büyüdüm ve Türk'üm.. Ailem dışında hayatımdaki önemli insanlardan ikisi gayrimüslim.. Aramızda bugüne kadar hiç bir farklılık hissetmedim.. Yıllarca beraber yaşadığımız için birbirimizin adetlerini biliriz, saygı duyarız.. Bayramlarda ilk önce onlar mesaj atar, bayramımı kutlar.. Kandil'de beraber helva yeriz, Paskalya'da oturur leziz çöreklerimizi tadarız.. Hepimizin iki kolu iki bacağı ve bir kalbi var.. Bu ülkede doğup büyüyen, bu ülkeye hizmet eden ve kendine bu sıfatı yakıştıran herkes de Türk'tür.. Kimileri daha çok, kimileri daha az Türk'tür diye bir şey söz konusu değildir.. Hele bu ülkeyi bölmeye çalışıp kendi özerkliğinde devlet kurmaya çalışmak söz konusu dahi olmamalıdır.. Kaldı ki yeryüzünde yaşama hakkına sahio olanlar yalnızca Türkler değildir.. Biz tartışmayı henüz bilmiyoruz.. Birbirimize fikirleri dayatmadan, empoze etmeden, provokasyon yapmadan tartışmayı öğrenmeliyiz.. Karşımızdakini sırf bizimle aynı fikirde değil diye fişleyip belli bir kalıba sokmamalıyız.. Yok eğer bunu illa yapıyorsak o zaman da kimseden saygı, hoşgörü beklemeye hakkımız yok.. Fikirlerimizi bile medenice beyan etmeyi öğrenmeden sanırım savaşsız bir dünyada yaşamayı başarmamız mümkün olmayacak.. Savaşta ve barışta Müslüman, Ermeni, Musevi, Budist vs. olmayalım, insan olalım, unutanlara da hatırlatalım.. Sadece kendi ırkımıza mensup diye değil bir kalp taşıdığı için üzülelim sönen hayatlara, üzülmeyi biliyorsak tabi.. Belki böylelikle hepimizin içinde olduğuna inanmak istediğim vicdanlarımızı doğru yönde kullanabiliriz.. Bütün bunları sıcacık evimde oturup, kahvemi yudumlarken yazıyorum, korku içinde yatıp uyumaya çalışıp siren sesleriyle başlamıyorum güne belki evet ama bazı durumları yaşamadan da empati yaparak hissedebiliriz.. İnsanoğlu böyle bir yeteneğe sahip madem, yeri geldiğinde kullanmakta fayda var.. Güzellik yarışmasında tek bir dilek hakkı olan mankenler gibi dünyada barışı hepimiz istiyoruz elbette.. Kan dökülmeden, savaş olmadan barış sağlanmasını daha da çok istiyoruz, her ne kadar ütopik olsa da.. Biz burda klavye başında birbirimizi yerken uzaklarda bir yerlerde kan dökülüyor, tedirginlik içinde insanlar yaşıyor.. Savaşı hiç bir şey meşru kılamaz biliyorum ama çaresiz kalınan durumlar oluyor.. Ne şimdi ne de sonra dilerim daha fazla masum “insan” ölmez ya da evsiz kalmaz, dini, ırkı, vatanı neresi olursa olsun.. Herkesin inanç şekilleri farklı olsa da, inanıyorsak eğer, tek bir Allah var ve inananlar olarak hepimiz O'na inanıyoruz.. İnanmayanlar da var tabiki, bu da onların seçimi.. Kimse kimseye inancı yüzünden hesap soramaz ama hiç kimse de inancı uğruna dinini kullanarak insanları öldüremez, buna hakkı yok.. Allah gibi ulu bir kudretin kendi için kurban edilecek canlara ihtiyacı yoktur.. Allah korkusu değil insanın içinde Allah sevgisi olmalıdır.. Allah'ı korkulacak bir öcü gibi göstermek çok da mantıklı değildir.. İnsan ne yapıyorsa kendine yapar, iyi ya da kötü.. İşlediği günahların hesabını da 3. bir kişiye vermek zorunda değildir, buna mecbur tutuluyorsa orda bir yanlışlık var demektir.. Her şeyin bu kadar mantık çerçevesinde işleyebildiği bir dünya filmler de dahi yoktur farkındayım.. "Hayat bayram olsa laylaylay" şeklinde de gezmiyorum, gerçekleri görebiliyorum ama yine de bazen hayal kurmak, güzel düşüncelere inanmak iyidir, insanı iyiye teşvik eder.. Savaş her zaman kan dökülerek olmuyor, çoğu zaman zihinlerde vücut buluyor.. Yazıma bir Behiç Pek karikatürüyle son veriyorum.. Sanırım 3 cümleyle her seyi özetliyor.. Buseler..

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder