Sene 1991, 7 yaşındayım..
Televizyonda naklen savaş izliyoruz, Körfez Savaşı.. Ben duruma
vakıf olamadığımdan, babama “Bu kaç senede bir olur?”
dediğimi hatırlıyorum.. Sanki başkanlık seçimi, belli
periyotlarda tekrarlanacak.. Televizyondan da olsa tanıklık
ettiğim halde algılayamamıştım savaşın ne olduğunu, ne kadar
acımasız olduğunu.. Ardından Bosna savaşı, 3 yıl boyunca
haberlerde film gibi izleyip tanıklık ettiğimiz insanlı ayıbı..
Bugün 28 yaşındayım ama değişen hiçbir şey olmadı.. Resmi
adı savaş olmasa da yıllardır ülkem PKK denilen vebayla
uğraşıyor, hastalığı söküp bir türlü atamıyor.. Geride,
haberlerde 10 dakika üzülüp unuttuğumuz canlar ve nice acılı
aile kalıyor.. Ne garip bir kişi ölüyor, ardında nice yaslı
anne, baba, kardeş, sevgili, evlat, komşu, arkadaş bırakıyor..
Yani kaç ocak sönüyor, kaç hayat kalıcı yara alıyor.. Elimize
silah alıp savaşamıyoruz belki ama bu “tatsız” durumlar
karşısında hepimiz ister istemez yorumlarda bulunuyoruz..
Asıyoruz, kesiyoruz, mangalda kül bırakmıyoruz, en ala vatansever
kesiliyoruz.. Bunu çoğumuz yapıyor.. Birkaç gündür süren, bize
tüm çıplaklığıyla aktarılmadığına inandığım ve bildiğim
bir savaşla karşı karşıyayız.. Kimimiz uzağında, kimimiz
içinde, kimimizin yakınları içinde.. Savaşın içinde olan arkadaşımdan artık daha fazla "Yine sirenler çaldı, füze düşmüş, sığınaklara girdik" diye mesaj gelmesini istemiyorum.. Huzursuzluk içinde onu düşünmek istemiyorum.. Tüm bunların yanı sıra yazılanlara çizilenlere
bakıyorum bazen gerçekten mana veremiyorum.. Hani bir laf vardır,
“Akım derken bokum demek”, işte içinde bulunduğumuz durum..
Günümüzün en etkili ve yaygın iletişim yöntemi sosyal ağlar..
Burdan yaşadıklarımız haykırmak, büyük kitlelere duyurmak
istiyoruz.. Bunu yaparken unuttuğumuz şeyler olabiliyor.. Kendimizi
savunurken başkalarını eziyoruz, haklıyken haksız duruma
düşüyoruz.. Fikir çatışması olmadan bir yaşam düşünülemez
elbet.. Fikirler zorla kabul ettirilmek için değil beyan edilip
yeri geldiğinde tartışılmak içindir.. Düşüncelerimizi
dinsizleştirmemiz gerektiğine inananlardanım.. Dinsizleştirmeden
kastım, benim bir düşünceye katılmam için o beyanatı verenin
dindaşım olmasına gerek yok.. Benim için önemli olan ne
düşündüğü, nereye vardığı.. Yahut ölen biri için üzülme
şartı olarak aynı dine mensubiyet şartı aranmamalı, birazcık
vicdan yeterlidir kanımca.. Sadece aynı halktan diye birini
koşulsuz sevmeye zorlanmamalı insan.. Karşısında insan olduğu
için sevmeli, insan olduğu için üzülmeli.. İki ülkenin savaşı,
dinlerin savaşına dönüştürülmemeli.. Aynı ülkede aynı
havayı soluyan insanları birbirine düşürmemeli.. Diğerini
öbüründen farklı diye ayırmamalı ya da hor görmemeli.. Bir
çatı altında huzur içinde yaşamayı bilmiyoruz.. Hep
ötekileştiriyoruz.. Babam tarafı Kafkaslardan gelmiş, Çerkes..
Annemin tarafı Selanik'ten mübadele zamanı bu tarafa göç
etmek zorunda kalmış.. Ben de Türkiye'de doğup büyüdüm ve
Türk'üm.. Ailem dışında hayatımdaki önemli insanlardan ikisi gayrimüslim.. Aramızda bugüne kadar hiç bir farklılık hissetmedim.. Yıllarca beraber yaşadığımız için birbirimizin adetlerini biliriz, saygı duyarız.. Bayramlarda ilk önce onlar mesaj atar, bayramımı kutlar.. Kandil'de beraber helva yeriz, Paskalya'da oturur leziz çöreklerimizi tadarız.. Hepimizin iki kolu iki bacağı ve bir kalbi var.. Bu ülkede doğup büyüyen, bu ülkeye hizmet eden ve
kendine bu sıfatı yakıştıran herkes de Türk'tür.. Kimileri
daha çok, kimileri daha az Türk'tür diye bir şey söz konusu
değildir.. Hele bu ülkeyi bölmeye çalışıp kendi özerkliğinde
devlet kurmaya çalışmak söz konusu dahi olmamalıdır.. Kaldı ki yeryüzünde yaşama hakkına sahio olanlar yalnızca Türkler değildir.. Biz
tartışmayı henüz bilmiyoruz.. Birbirimize fikirleri dayatmadan, empoze
etmeden, provokasyon yapmadan tartışmayı öğrenmeliyiz..
Karşımızdakini sırf bizimle aynı fikirde değil diye fişleyip
belli bir kalıba sokmamalıyız.. Yok eğer bunu illa yapıyorsak o
zaman da kimseden saygı, hoşgörü beklemeye hakkımız yok..
Fikirlerimizi bile medenice beyan etmeyi öğrenmeden sanırım
savaşsız bir dünyada yaşamayı başarmamız mümkün olmayacak..
Savaşta ve barışta Müslüman, Ermeni, Musevi, Budist vs.
olmayalım, insan olalım, unutanlara da hatırlatalım.. Sadece
kendi ırkımıza mensup diye değil bir kalp taşıdığı için
üzülelim sönen hayatlara, üzülmeyi biliyorsak tabi.. Belki
böylelikle hepimizin içinde olduğuna inanmak istediğim
vicdanlarımızı doğru yönde kullanabiliriz.. Bütün bunları
sıcacık evimde oturup, kahvemi yudumlarken yazıyorum, korku içinde
yatıp uyumaya çalışıp siren sesleriyle başlamıyorum güne
belki evet ama bazı durumları yaşamadan da empati yaparak
hissedebiliriz.. İnsanoğlu böyle bir yeteneğe sahip madem, yeri
geldiğinde kullanmakta fayda var.. Güzellik yarışmasında tek bir
dilek hakkı olan mankenler gibi dünyada barışı hepimiz istiyoruz
elbette.. Kan dökülmeden, savaş olmadan barış sağlanmasını
daha da çok istiyoruz, her ne kadar ütopik olsa da.. Biz burda
klavye başında birbirimizi yerken uzaklarda bir yerlerde kan
dökülüyor, tedirginlik içinde insanlar yaşıyor.. Savaşı hiç bir şey meşru kılamaz biliyorum ama çaresiz kalınan durumlar oluyor.. Ne şimdi ne de
sonra dilerim daha fazla masum “insan” ölmez ya da evsiz kalmaz,
dini, ırkı, vatanı neresi olursa olsun.. Herkesin inanç şekilleri
farklı olsa da, inanıyorsak eğer, tek bir Allah var ve inananlar
olarak hepimiz O'na inanıyoruz.. İnanmayanlar da var tabiki, bu da
onların seçimi.. Kimse kimseye inancı yüzünden hesap soramaz ama
hiç kimse de inancı uğruna dinini kullanarak insanları öldüremez,
buna hakkı yok.. Allah gibi ulu bir kudretin kendi için kurban
edilecek canlara ihtiyacı yoktur.. Allah korkusu değil insanın
içinde Allah sevgisi olmalıdır.. Allah'ı korkulacak bir öcü
gibi göstermek çok da mantıklı değildir.. İnsan ne yapıyorsa
kendine yapar, iyi ya da kötü.. İşlediği günahların hesabını
da 3. bir kişiye vermek zorunda değildir, buna mecbur tutuluyorsa
orda bir yanlışlık var demektir.. Her şeyin bu kadar mantık
çerçevesinde işleyebildiği bir dünya filmler de dahi yoktur
farkındayım.. "Hayat bayram olsa laylaylay" şeklinde de gezmiyorum, gerçekleri görebiliyorum ama yine de bazen hayal kurmak, güzel düşüncelere
inanmak iyidir, insanı iyiye teşvik eder.. Savaş her zaman kan dökülerek olmuyor, çoğu zaman zihinlerde vücut buluyor.. Yazıma bir Behiç Pek karikatürüyle
son veriyorum.. Sanırım 3 cümleyle her seyi özetliyor.. Buseler..

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder