Güzelim ülkemizde yavaşça deliriyoruz.. Sessiz, sakin bir biçimde toplum olarak cinnetin doruklarında geziniyoruz.. Bir süreliğine buralardan uzaklaştım ve hissettiğim duygunun adı tam olarak 'huzur'du.. Hani yazın güneşlenirken birden bir rüzgar eser de ferahlarsın, hani
boğazda rakını yudumlarken denizden ufak bir motorun sesiyle martıların
kahkahasını duyarsın ya, işte öyle bir şey.. Bu hissi kendi vatanımda yaşamayalı çok uzun süre olmuş, onu anladım.. Her gün cinayet, vahşet, şiddet, sapkınlık dolu haberlerle güne başlıyoruz.. Kadına şiddet, kadına vahşet.. Dehşetin cinsiyeti yok tabi ki.. Hatta cinsi bile yok.. Geçen gün bir anne köpeğe, tecavüz girişiminde bulunulduğunu okuduğumda "tamam" dedim, "artık biz bitmişiz".. Gerçi bu ülke, damacanayla halvet olan bir insan türüne de tanıklık etti.. Hayret etme eşiğimiz bir hayli yükseliyor.. Gel gör ki, kadınlara vahşette kendimizi aşıyoruz.. Özgecan.. Gencecik bir kız.. Annesinin, babasının, arkadaşlarının hiç unutamayacağı bir biçimde son verildi yaşamına.. At sineği kadar bile beyin hücresi taşımayan canlılar, olayı "ama mini etek giyiyorsunuz, buna davetiye çıkartıyorsunuz" sığlığına kadar taşıdı.. Bir,, ormanda ya da mağarada büyüse ancak bu kadar manasız tümceler kurabilir.. Orta okuldaydım galiba, annemle beraber Gümüşsuyu'nda yürürken bir homo sapiens laf atmıştı.. Ben de her Türk gibi "ana-bacı" edebiyatından yola çıkarak "Senin annene- kız kardeşine güpegündüz laf atsalar hoşuna gider mi?" deme gafletinde bulunmuştum.. Aldığım cevap: "Benim kardeşim etek giymez ki".. Ben etek giydiğim için suçluydum.. Oysa ki onun bacısı maymundu, her bir tarafı kıllarla kaplıydı herhalde.. Bir kız çocuğunun etek giymesi garip bir durumdu haliyle.. Merak ediyorum, okul hayatı boyunca merdivenlerden çıkarken, aşağıdan bakan sapkın gözlerden korunmak için, eteğinin altına folklor ekibi üyesi gibi tayt giyen başka bir millet var mıdır?? Bizler hep bu şekilde büyük.. Maalesef ki, sapkınlığa ses çıkartmadan kanıksadık.. Biri tacize uğruyorsa, hatta tecavüze, kesin davetiye çıkartacak bir harekette bulunmuştur, yani "kuyruk sallamıştır".. Aksi düşünülemez.. Kafalardaki bu kirli zihniyeti atmadan, daha çok Özgecanlar olacak, biliyorum.. Geleceğe dair, güzel günler göreceğimize dair tüm umutlarımı tüketmek üzereyim.. Ben ki, evimden , şehrimden, ülkemden 1 hafta ayrı kalsam, kımkımlanıp dönmek isterdim, şimdi ise alıp valizimi, dünyanın başka bir ucunda huzurla yaşama düşüncesindeyim.. Haberleri izledikçe, okudukça hasta oluyorum.. Hırslanıyorum, üzülüyorum, canım yanıyor.. Kendimi ölenlerin kardeşi, arkadaşı yerine koyunca, çıldıracak gibi oluyorum.. Biz ne ara böyle insanlar olduk, merak ediyorum.. Sokakta yürürken, toplu taşıma araçlarındayken herkese şüpheyle bakıp, kontrolle yaklaşıyorum.. Her erkeği, her insanı, her meslek grubunu aynı kefeye koyamayız elbet.. Gece geç vakit eve döndüğümde apartmana girene kadar bekleyen taksi şoförü de var, yolda giderken kadın gördü mü, yolu izi unutup, aç parazit gibi bakan da.. Kimse ait olduğu meslek grubu gereği sapık, manyak ya da katil olmuyor.. Bu dünyaya öyle de gelmiyor.. Anne-baba olarak çocuklar birer çiçek muamelesi yapıp saksıda yetiştirir gibi suyunu verip, "sen erkeksin" nidalarıyla sırtını sıvazlamak kafi gelmiyor işte.. En basitinden, kadına insan olarak değer vermiyorsanız,şunu unutmayın.. Bir çocuğu doğuran o ana da "kadın".. Bunu da, bilhassa erkek çocuklarınıza aşılayın.. Çünkü bir kadına saygı duymayan, hor gören, döven, ezen, taciz fırsatı kollayan zihniyetler giderek çoğalıyor.. Burada, feminizm edebiyatı yapmayacağım elbette.. Kadın-erkek eşitliği meselesine hiç girmeyeceğim.. İnsan olalım, insanı duygularımızı hatırlayalım.. Bize uygulanmasa da, tanıklık ettiğimiz şiddet olaylarına sessiz kalmayalım.. Karısını, sevgilisini yol ortasında döven bir insan görünce, çekirdek çitleyip karşısına geçip izlemeyelim, kafamızı çevirip geçmeyelim.. Bu ülkede elbette sırf kadınlar zulüm görmüyor ama erkeği de , kedisi de, köpeği de zulüm içinde.. Yine de gün geçtikçe meşrulaşan, kanıksanmaya başlanan "eski koca vahşeti", "genç kız vahşice katledildi" haberleri artmaya başladığından, durumun hassasiyeti kadınları gösteriyor.. Dilerim bir gün bu ülkede, kadın olmanın suç olmadığı, suça teşvik etmediği günleri de görürüz.. Ne mutlu ki, Dünya Kadınlar Günü denen bir gün var da, sırtımız yere gelmiyor çok şükür..Traji-komik bir karikatürle bu iç karartan yazıma son veriyorum.. Buseler..2 Mart 2015 Pazartesi
9 Kusurlu Hareketin En Kusurlusu - Kadın Olmak
Güzelim ülkemizde yavaşça deliriyoruz.. Sessiz, sakin bir biçimde toplum olarak cinnetin doruklarında geziniyoruz.. Bir süreliğine buralardan uzaklaştım ve hissettiğim duygunun adı tam olarak 'huzur'du.. Hani yazın güneşlenirken birden bir rüzgar eser de ferahlarsın, hani
boğazda rakını yudumlarken denizden ufak bir motorun sesiyle martıların
kahkahasını duyarsın ya, işte öyle bir şey.. Bu hissi kendi vatanımda yaşamayalı çok uzun süre olmuş, onu anladım.. Her gün cinayet, vahşet, şiddet, sapkınlık dolu haberlerle güne başlıyoruz.. Kadına şiddet, kadına vahşet.. Dehşetin cinsiyeti yok tabi ki.. Hatta cinsi bile yok.. Geçen gün bir anne köpeğe, tecavüz girişiminde bulunulduğunu okuduğumda "tamam" dedim, "artık biz bitmişiz".. Gerçi bu ülke, damacanayla halvet olan bir insan türüne de tanıklık etti.. Hayret etme eşiğimiz bir hayli yükseliyor.. Gel gör ki, kadınlara vahşette kendimizi aşıyoruz.. Özgecan.. Gencecik bir kız.. Annesinin, babasının, arkadaşlarının hiç unutamayacağı bir biçimde son verildi yaşamına.. At sineği kadar bile beyin hücresi taşımayan canlılar, olayı "ama mini etek giyiyorsunuz, buna davetiye çıkartıyorsunuz" sığlığına kadar taşıdı.. Bir,, ormanda ya da mağarada büyüse ancak bu kadar manasız tümceler kurabilir.. Orta okuldaydım galiba, annemle beraber Gümüşsuyu'nda yürürken bir homo sapiens laf atmıştı.. Ben de her Türk gibi "ana-bacı" edebiyatından yola çıkarak "Senin annene- kız kardeşine güpegündüz laf atsalar hoşuna gider mi?" deme gafletinde bulunmuştum.. Aldığım cevap: "Benim kardeşim etek giymez ki".. Ben etek giydiğim için suçluydum.. Oysa ki onun bacısı maymundu, her bir tarafı kıllarla kaplıydı herhalde.. Bir kız çocuğunun etek giymesi garip bir durumdu haliyle.. Merak ediyorum, okul hayatı boyunca merdivenlerden çıkarken, aşağıdan bakan sapkın gözlerden korunmak için, eteğinin altına folklor ekibi üyesi gibi tayt giyen başka bir millet var mıdır?? Bizler hep bu şekilde büyük.. Maalesef ki, sapkınlığa ses çıkartmadan kanıksadık.. Biri tacize uğruyorsa, hatta tecavüze, kesin davetiye çıkartacak bir harekette bulunmuştur, yani "kuyruk sallamıştır".. Aksi düşünülemez.. Kafalardaki bu kirli zihniyeti atmadan, daha çok Özgecanlar olacak, biliyorum.. Geleceğe dair, güzel günler göreceğimize dair tüm umutlarımı tüketmek üzereyim.. Ben ki, evimden , şehrimden, ülkemden 1 hafta ayrı kalsam, kımkımlanıp dönmek isterdim, şimdi ise alıp valizimi, dünyanın başka bir ucunda huzurla yaşama düşüncesindeyim.. Haberleri izledikçe, okudukça hasta oluyorum.. Hırslanıyorum, üzülüyorum, canım yanıyor.. Kendimi ölenlerin kardeşi, arkadaşı yerine koyunca, çıldıracak gibi oluyorum.. Biz ne ara böyle insanlar olduk, merak ediyorum.. Sokakta yürürken, toplu taşıma araçlarındayken herkese şüpheyle bakıp, kontrolle yaklaşıyorum.. Her erkeği, her insanı, her meslek grubunu aynı kefeye koyamayız elbet.. Gece geç vakit eve döndüğümde apartmana girene kadar bekleyen taksi şoförü de var, yolda giderken kadın gördü mü, yolu izi unutup, aç parazit gibi bakan da.. Kimse ait olduğu meslek grubu gereği sapık, manyak ya da katil olmuyor.. Bu dünyaya öyle de gelmiyor.. Anne-baba olarak çocuklar birer çiçek muamelesi yapıp saksıda yetiştirir gibi suyunu verip, "sen erkeksin" nidalarıyla sırtını sıvazlamak kafi gelmiyor işte.. En basitinden, kadına insan olarak değer vermiyorsanız,şunu unutmayın.. Bir çocuğu doğuran o ana da "kadın".. Bunu da, bilhassa erkek çocuklarınıza aşılayın.. Çünkü bir kadına saygı duymayan, hor gören, döven, ezen, taciz fırsatı kollayan zihniyetler giderek çoğalıyor.. Burada, feminizm edebiyatı yapmayacağım elbette.. Kadın-erkek eşitliği meselesine hiç girmeyeceğim.. İnsan olalım, insanı duygularımızı hatırlayalım.. Bize uygulanmasa da, tanıklık ettiğimiz şiddet olaylarına sessiz kalmayalım.. Karısını, sevgilisini yol ortasında döven bir insan görünce, çekirdek çitleyip karşısına geçip izlemeyelim, kafamızı çevirip geçmeyelim.. Bu ülkede elbette sırf kadınlar zulüm görmüyor ama erkeği de , kedisi de, köpeği de zulüm içinde.. Yine de gün geçtikçe meşrulaşan, kanıksanmaya başlanan "eski koca vahşeti", "genç kız vahşice katledildi" haberleri artmaya başladığından, durumun hassasiyeti kadınları gösteriyor.. Dilerim bir gün bu ülkede, kadın olmanın suç olmadığı, suça teşvik etmediği günleri de görürüz.. Ne mutlu ki, Dünya Kadınlar Günü denen bir gün var da, sırtımız yere gelmiyor çok şükür..Traji-komik bir karikatürle bu iç karartan yazıma son veriyorum.. Buseler..
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder